Şehir İzleme Sistemlerinin Türkiye'deki Gelişimi

29
Kasım
16

Engin Özer
Teknik Danışman

İstanbul MOBESE

Türkiye'de Şehir İzleme Sistemlerinin temelleri Haziran 1996'da İstanbul'da atılmıştır. Uluslararası bir kongre olan Habitat II'de (İnsan Yerleşmeleri üzerine Birleşmiş Milletler Konferansı) analog kameralar fiber kablolar ile ana merkeze taşınıp analog olarak kasetlere kayıt ediliyordu. Sadece Harbiye ile Maçka arasındaki vadi kameralarla izleniyordu. 

2004 yılında yine Harbiye ile Maçka arasındaki vadide 17.NATO Zirvesi yapıldı. Bu sefer teknolojideki ilerlemeler nedeni ile altyapıda Türk Telekom hatları kullanıldı. Her kamera direğinden merkeze 2 Mbit/sn bant genişliğinde network kuruldu. Vadinin etrafında 40 noktaya toplam 160 analog kamera yerleştirildi. Bu kameralar 4 kanal DVR'larla yerel kayıtlar yaparken merkeze real-time MPEG4 yayın yapabiliyordu. Çözünürlük CIF (352x288) kalitedeydi.

Habitat II'de ve 17.Nato Zirvesi'nde sadece kamera görüntüleri ana merkezden izlenebilirken birçok gereksinim ortaya çıkmaya başladı. Özellikle diğer sistemler ile entegrasyon gereklilikleri, hatta zorunlulukları doğdu. Bu doğrultuda planlanan ilk şehir izleme sistemi 2005 yılında tüm İstanbul'u kapsayan İstanbul MOBESE'dir (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu). 

İstanbul MOBESE, 7 ayrı sistemin entegrasyonundan oluşuyordu:

  • Bölge Kamera Görüntüleme Sistemi
  • Plaka Algılama Sistemi
  • Araç Takip Sistemi
  • Mobil Araç Sorgulama Sistemi
  • Nezarethane İyileştirme ve Kontrol Sistemi
  • Mobil Operasyon Yönetim Sistemi
  • Komuta Kontrol Merkezi

Antalya Kent Güvenlik Yönetim Sistemi

2007 yılında Antalya KGYS (Kent Güvenlik Yönetim Sistemi) kuruldu. Burada ilk entegrasyonlar yapıldı. 112 İlkyardım, 110 Yangın, 155 Emniyet ve Jandarma tek bir merkezden Antalya'yı yönetebiliyordu. Tüm acil arama numaraları bu merkeze aktarılıyordu. İlk kez Coğrafi Bilgi Sistemleri de entegre edilmişti, herhangi bir kişi evden ya da cep telefonundan acil yardım isterse haritada bulunduğu yer otomatik olarak işaretlenebiliyor ve araçlar kolayca bölgeye sevk edilebiliyordu.

Analog kameralar ilk kez encoderler ile IP kameraya dönüştürülüp merkeze gönderiliyor ve NVRlara kayıtlar yapılıyordu. Bu tarihte ana merkezde D1 (720x576) çözünürlüğünde 25fps kayıtlar yapılabiliyordu.

İstanbul MOBESE'de ve Antalya KGYS'de tüm sistemler temelde yan yana ama nerdeyse tamamen birbirinden bağımsız çalışıyordu. Her sistem kendi yazılımları ile yönetiliyordu. Bu durum bilgi alışverişini yavaşlatıyor, personel eğitimlerini zorlaştırıyordu. 

Ankara Kent Güvenlik Yönetim Sistemi

2009 yılında Ankara KGYS kuruldu. Bu sistemde bir üst yazılım yazıldı. Bu yazılım ile tüm sistemler tek bir ara yüzden yönetildi. 155, 112, 110 gibi acil numaralardan gelen çağrılar aynı yazılım ara yüzünden ilgili birimlere yönlendiriliyor ve aynı form tabanına veriler yazılıyordu. Ankara'nın muhtelif yerlerindeki 100'den fazla istemci bilgisayar verileri izleyebiliyor ve yönetebiliyordu. Kamera Sistemleri, Video İçerik Analiz Sistemleri, Trafik Sistemleri, Çağrı Yönetim Sistemleri, Kullanıcı Yetkilendirme Sistemi, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Mobil İzleme-Yönetim ve GBT Sorgu Sistemleri tek bir ara yüz üzerinden e-kimlik korumalı olarak entegre yönetilebiliyordu. Kamera çözünürlükleri 2-4 Mega pikseldi ve network altyapısı tamamen fiber optik networktü.

2016 Türkiye Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Sözleşmesi

Zaman içerisinde neredeyse tüm büyük şehirler ve büyük ilçelerde birbirinden bağımsız sistemler kuruldu. 2016 yılında yaklaşık 900.000.000 TL'ye Türkiye KGYS sözleşmesi yapıldı. Böylece tüm şehir merkezleriyle ilçelerinde Kamera ve Plaka Tanıma Sistemleri elden geçirilip modernize edilecek, teknolojisini kaybetmiş sistemler yenilenecek ve sistem olmayan yerlere çoğu milli olan yeni sistemler kurulacak. 

İhaleyi alan firma bir üst yazılım yazacak ve tüm Türkiye tek bir ara yüzden kameraları ve araç plakalarını sorgulatıp izletecek. Bu dünya ölçeğindeki devasa projeye başarılar diliyoruz.